İşten Ayrıldım... Kutlasam mı? Yas mı Tutsam? Tam Arasındayım....
- Sanem Özsoy
- Sep 8, 2025
- 2 min read
Uzun yıllar kurumsal hayatta günlük rutinler doğrultusunda ilerlerken bir anda işten ayrılmak, her şeyin durması...tarifle dersen şarkıdan bildiğimiz, Özdemir Asaf'ın dediği gibi "ölüm gibi bir şey oldu ama kimse ölmedi" ... İlk anda müthiş bir özgürlük, belirsizliğin verdiği tatlı bir heyecan, öyle bir veda mesajı yazdım ki ben bile iki hafta sonra kesin bir yere başladığımı düşündüm:)...Oysa, sonsuz ihtimaller arasında sen hangisi ile devam edeceksin fikrin yok, belki de güzelliği buradan geliyor. Diğer yandan korkutucu, ne olacak şimdi, hayatını kocaman kaplayan bir kayıp var ortada, sevgilinden ayrılmış gibi, ayrılık şarkıları eski Şirketine gelsin... Tam arada bir hal; git gel'li, manik depresif, depresif zamanlarda geçmişe dönüp kurduğun hayali diyaloglardan bir anda sıyrılıp "o an öyle gerekmiş, öyle olmuş" ile bağlıyorsun ve şimdi'de olduğunu, bugünden yarına ne yapmak istediğini düşünmeye kendini zorluyorsun...Aradan 10 ay geçti, müthiş bir yaz tatilinin ardından yaşadıklarımı burada paylaşmanın ilk başta kendime, sonra da okuyanlara iyi gelebileceğini düşünerek yazmaya karar verdim. Madem gayem faydalı olmak, iyi gelmek, birilerinin gelişim yolculuklarına destek olabilmek, bu tecrübenin bana öğrettiklerini yazmak istedim. "Sanatçının Yolu" kitabında olduğu gibi yazmanın iyileştirici gücüne inanıyorum.
İlk günler... istediğimi istediğim zaman yapabilirim kafası; müthiş lüks, kendini gerçek bir "zengin" gibi hissediyorsun...o kurumsal kıyafetler içinde olmadan kahveni, çayını istediğin yerde istediğin zamanda yudumlayabilmek, çocuğunu okula bırakıp eşofmanlarınla telaşsız yürüyüşe çıkabilmek, spora günün ortasında dahi gidebilmek, pazar akşamı ya da pazartesi sabahının alelade diğer günlerden biri olabilmesi, dışarıda da bir hayat olduğunu fark edebilmek, herkesin o telaşını sakince uzaktan seyredebilmek...
Fark ettiğin bazı gerçekler: Bilgisayarında MS office dahi satın almadan hiç bir dosyanın açılamayacağı, office 360 cloud kullanabileceğini,
Kendi web siteni, ücretsiz, no code yapmak için wordpress, WİX, vb. birçok mecranın olduğunu...
Kendine uygun bir GSM paketi seçmen gerektiğini,
Gelirin ne kadar olursa, giderinin de o ölçüde artığını ya da azaldığını,
Tüm çalışma hayatını ofisten geçirmiş biri olarak senin uzaktan çalıştığını evdekilerin ne yaparsan yap anlamadığını, anlar gibi görünse de o kadar da inandırıcı bulmadığını:) Azimli çıktığın bu yolda gün içindeki gelen aramalar, davetler vs. senin de bir süre sonra serebileceğini:)
Yurt dışı firmalarının işe alım sürecinin büyük bölümünü robot yazılımlara devrettiğini,
O cazip uzaktan çalışma ilanlarının o kadar da kolay sana istediğin işleri sunmadığını,
Koçluk yetkinliklerin başta olmak üzere mesleki yetkinliklerini test etmek için chatgpt ile sanal koçluk seansları yapabileceğini, sınavlara girebileceğini...
Bir zamanlar şikayet ettiğin o aciliyet duygusunun, stres gibi, dengede bir miktar olmasının seni diri kıldığını (diş hekiminden teyitli bilgi: daha önce yoğun çalışma hayatı olan insanların emekli olunca randevularına geç kaldığı gerçeği:))
Kendi başına üretmenin ana kuralının "öz disiplin ve bol uygulama" olduğunu,
"Eğitim, yeni sertifika" almanın güzel olduğunu ancak bir arkadaşımın dediği gibi eğitim sarmanına girmenin "harekete geçmemek için güzel bir bahane" olabildiğini,
El alem ne der kaygısından insanın donup kalabildiğini, "kendini ve etrafını o kadar da ciddiye alma" cevabını yapıştırıp geçmenin en iyisi olacağını,
ve burada unuttuğum birçok şeyi insanın yaşamasının çok normal olduğunu öğrendim...
Kariyerini tekrar inşa etmek mümkün mü? Aslında ben ne istiyorum? Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle:)
Comments